Etnoğrafya Müzesi`nden bir kilim, Adana
 
 
 
 
   
  ADANA  
   
 
Kulaktan kulağa dolaşan Adana efsaneleri
Bir Mühendislik Harikası: Alman Köprüsü
Adana tarihinin zenginlikleri
Adananın İlçeleri
Kebap Adana`da yenir...
 
  LİNKLER  
 
Cebit 2013 Hannover Tur Programları
Domotex 2013 Hannover Tur Programları
EMO 2013 Hannover Tur Programları
DURU ELEKTRİK & MÜHENDİSLİK
KEŞAN HAZIR BETON
Makina Odası
Saros Körfezi
Baskılı Tişört Modelleri
Sanal Edirne Köprüsü
 
  Adana`ya veda...  
Hastalığı yeni sezilmişti, ama ortada milletine vaad ettiği, şerefle sonuçlandırmak istediği bir milli dava bulunuyordu: Türk Hatay'ın kurtarılması.
Adana`ya veda...

Atatürk Adana’ya son ziyaretinde hasta idi. Ankara'da, 1938 yılının 19 Mayıs'ında yapılan Gençlik ve Spor Bayramı törenine katıldı. Halk onu ayakta görmekten büyük mutluluk duydu. Törenin sonunda Ankara istasyonuna gelen Atatürk, son Güney yolculuğuna çıktı.

Hastalığı yeni sezilmişti, ama ortada milletine vaad ettiği, şerefle sonuçlandırmak istediği bir millî dava bulunuyordu: Türk Hatay'ın kurtarılması.

Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Meclis Başkanı ve Başkumandan olarak yaptığı ilk Çukurova seyahatinde önünde diz çöken siyahlara bürünmüş Hatay'lı kızın:
"- Bizi de kurtar!" diye hıçkırıklı yalvarmaları, gözlerini yaşartmış ve bütün milletin huzurda;
"- Kırk asırlık bir yurt köşesi, düşman elinde esir kalamaz!" demek suretiyle, Hatay'ın geleceği hakkında vaatte bulunmuştu.

Artık bu sözün gerçekleştirilmesi zamanı gelmişti. Ama Fransızlarla yapılan sözleşmeler uzayıp gidiyordu. Atatürk kararlıydı. Bu uzatmalı görüşmeler, şayet barışçı yoldan sonuçlanamazsa, başka yollar denenecekti. Fakat hangi yoldan olursa olsun, atılan adım hedefine varmalıydı. İki yıldır Hatay davası çözülememişti. Sabır denilen temkinli düşüncenin de bir sınırı vardı. Bütün bu düşünceler içerisinde, Atatürk, Güney seyahatini yapıyordu.

20 Mayıs 1938 günü Mersin'e varır varmaz, gözleri kamaştıran süngü parıltıları arasında, askeri birlikleri teftiş etti. Bu, Hatay meselesini ağırdan alan yabancı diplomatlara son bir uyarı niteliğini taşıyordu.

Atatürk, 4 gün Mersin'de kaldı. Vali Konağı'nda konuk edildi. Bol misafirli akşam yemeklerinde konuşulan tek konu, Hatay'dı.

24 Mayıs 1938 günü, Mersin'den Adana'ya geldi. Çok sıcak bir gündü, istasyondan itibaren durgun, fakat yüz ifadesi bir karar öncesinde gibi keskin ve onurluydu.

Atatürk adını taşıyan parka gelince otomobilini durdurttu. Heybetli heykeline son kez baktı ve yüzünü Hatay'a çevirdi. Şimşekleşen gözleri önünden geçit resmi yapan Mehmetçikleri süzüyordu.
Hastalığı dolayısıyla, yüksek ateşli olmasına rağmen, saatlerce alkış tufanları arasında Mehmetçiklerin geçit resmini izledi. Bunlar, belki de daha sonra Hatay'a girecek birliklerdi!

Askerlerin intizamından memnun kalan Atatürk, Tümen Komutanı İsmail Hakkı Akoğuz'u kutladı. Otomobiline binip istasyondaki vagonuna döneceği sırada, Vali Tevfık Hadi Baysal Adanalılar'ın hasretini, kendisini daha çok görmek istediklerini belirterek, bir müddet olsun şehirde dinlenmesini rica etti. Atatürk, belirli bir noktaya dalmış gibi, kısa bir düşünmeden sonra, yanındaki Salih Bozok'a döndü:

"- Salih!" dedi. "Adana'yı gündüz gözü ile, bir kere daha görelim..."

Otomobilin yönü şehre çevrildi. Halk coşkundu, coşmuştu. Atatürk, yaşa sesleri arasında, Seyhan Nehri kenarındaki Belediye Parkı'na geldi. Bir hasır koltuğa oturdu. Seyhan Nehri'ne uzun uzun dalarak, baktı. Bu nehirden istifade yoluyla sulanacak toprağın miktarı hakkında izahat aldı. Mısır'la Çukurova'nın karşılaştırmasını yaptı.

Atatürk kendisine Adana'daki iktisadi krizi abartılı şekilde anlatan, yansız olmayan kişilere şiddetle çatmıştır. Ankara'ya dönüşünde, Meclisin yeni seçime gitmesi sırasında, bunları tasfiye etmiştir.

Hatay'ın Fransız işgalinden kurtarılarak Anavatan'a katılması fikri de Atatürk'ün ilk Adana gezisinde belirlenmiştir. Bundan sonraki bütün güney gezilerinde Hatay ile ilgili konuşmalar yapmıştır. Son yılındaki, hastalığını hiçe sayarak, yaptığı Çukurova seyahati tamamen bu işe yönelik eylemlerle doludur. Kararlara temel olmuştur. Atatürk, Çukurova gezilerinin izlenimlerini Ankara'ya dönüşünde tümüyle değerlendirmiştir. Meselaa, Adana Esnaf Cemiyetleri (Hafta tatili) yapmak istemiştir. Ama, tutucular, bunun (Gavur İcadı) olduğunu yaymışlardır! Hatta camilerde yaptıkları konuşmalarda bile, çalışanları haftanın bir gününde dinlenmeden mahrum bırakacak davranışlar içerisine girmişlerdir. Durum Atatürk'ün ilk seyahatinde kendisine aksettirilince, o bunların tutumunu şiddetle eleştirmiş ve şöyle demiştir:

"- Siz, böyle muhalif ve halk arasında kundak sokmak isteyen milletvekillerine bakmayınız! hafta tatilini yapınız."

Ardından şunları eklemiştir:

"- Milletvekili olsun, ben olayım, hacı olsun, hoca olsun; (hafta tatili için dine aykırıdır) denmesi kadar küstahlık, dinsizlik, imansızlık olamaz."

Evet... Atatürk, Ankara dönüşünde hemen hafta tatili kanunu hazırlatmıştır.

BU KONU HAKKINDA YORUMLAR
   
   
   
   
   
 
www.adanadan.biz   Hakkımızda | Kullanım Koşulları |  Gizlilik Sözleşmesi  | Bize Ulaşın
 
© 2006, Birleşmiş Fikirler
[Fikir Tasarım Atölyesi]