Offshore Şampiyonası, Seyhan Baraj Gölü Ayağı
 
 
 
 
   
  ADANA  
   
 
Kulaktan kulağa dolaşan Adana efsaneleri
Bir Mühendislik Harikası: Alman Köprüsü
Adana tarihinin zenginlikleri
Adananın İlçeleri
Kebap Adana`da yenir...
 
  LİNKLER  
 
Cebit 2013 Hannover Tur Programları
Domotex 2013 Hannover Tur Programları
EMO 2013 Hannover Tur Programları
DURU ELEKTRİK & MÜHENDİSLİK
KEŞAN HAZIR BETON
Makina Odası
Saros Körfezi
Baskılı Tişört Modelleri
Sanal Edirne Köprüsü
 
  Adana çiftçileri ile sohbet  
"Bu memlekette, bu memleketin halkı üzerinde, kimsenin hak ve selâhiyeti olmadığı gibi, bu memleketi dışa muhtaç ettirmemek de size düşen bir görevdir. Sanatın önemini takdir etmeli ve bu takdirin de bu günün icabına göre lâzım gelen her şeye başvurmakla olacağını anlamalıyız."
Adana çiftçileri ile sohbet

Adana Türk ocağında önce Esnaf Cemiyeti’nin Gazi'ye verdiği çay ziyafeti vardı. Aynı günün akşamında Türk ocağı ileri gelen çiftçilerle dolup taştı. Atatürk'le Latife Hanım önce Türk ocağının Şark odasında yarım saat dinlendiler. Daha sonra ziyafet salonuna indiler. Sofralarda oturulacak yerler kişilere göre belirtilmemişti. Mustafa Kemal Paşa çiftçilerle köylülerin bulunduğu masada onlarla birlikte sofraya oturdu. Alçak gönüllü olan Gazi Paşa köylülerle baş başa, yan yana oturmaktan mutluydu. Bu yemek samimi bir hava, hatta şakalarla devam etti. Eski tabirle teklifsiz, tekellüfsüz, merasimsiz konuşmalar yapıldı. Bu çiftçiler arasında Kadıköylü Ramazan Ağa ile Gazi Paşa arasında bir saatten fazla süren şakalı konuşmalar oldu. İhtiyar Ramazan Ağa Paşa'ya şunları söyledi:

“Paşam, sabahtan beri seni görebilmek için arkandan koşuyorum. Bir türlü göremedim. Allah'a şükür ki şimdi karşı karşıyayız. Seninle şöyle biraz konuşalım?”

Mustafa Kemal Paşa Ramazan Aga'nın bu babacan konuşmasına güler yüzle karşı koyuyordu. Ramazan Ağa Mustafa Kemal Paşa'ya dertlerini döküyor, eski dönemin Sultanların, dört cariyeli Padişahların halktan kopmuş olduklarını anlatıyordu. Eski dönemden şikâyetlerini şöyle özetledi:

“Paşam neydi o günler... Bizler çalışır çabalardık. Güneşin altında toz içinde, toprak içinde çoluğumuzla çocuğumuzla didinirdik. Bir gün gelir Hükümet adamı bütün kazançlarımızı sopayla elimizden alırlardı. Askere giden bizlerdik, vergiyi veren bizlerdik, fukaralıktan kurtulmazdık. O günün jandarmaları bizi döver, tahsildarları bizi soyardı. Çocuklarımız Yemen'de ölür. Eşkıyalar köylerimizi basardı, öte tarafta Beyler ve Paşalar Konaklarda otururlar, atlarla, arabalarla gezerlerdi. Şimdi öylemi ya karşımızdakine dertlerimizi dökebiliyoruz. Köylülerimiz, çiftçilerimiz acılarını dile getiriyor. Çok şükür Allah'a. Artık eski bir devir kapanmış oluyor. Eskisi gibi büyüklerimiz bizi yanlarına yaklaşırsak kovmuyorlar. Eskiden bizi dipçikle kovarlardı. Şimdi biz benliğimizi birer efendi olduğumuzu anladık. İşte bir örneği-Milletin en büyüğü ile karşı karşıya bir sofrada yemek yiyebiliyor ve dertleşebiliyoruz.”

Ramazan Ağa'yla Mustafa Kemal Paşa'nın konuşması tüm salondakiler tarafından heyecanla, sevgiyle ve güler yüzle İzlendi. Bunun üzerine Atatürk Türk çiftçisini öven bir konuşma yaptı.

"-...Milletimiz çok derin acılar çekti. Yenilgiler gördü. Bütün bu ıstıraplardan sonra yine bu topraklarda yaşıyorsak bunun asıl kaynağı şundandır. Çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıç kullanırken, diğer eliyle ve sabanıyla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık...''

Arkadaşlar,

Bu memlekette, bu memleketin halkı üzerinde, kimsenin hak ve selâhiyeti olmadığı gibi, bu memleketi dışa muhtaç ettirmemek de size düşen bir görevdir. Sanatın önemini takdir etmeli ve bu takdirin de bu günün icabına göre lâzım gelen her şeye başvurmakla olacağını anlamalıyız.

Sizler ki çok çalışıyorsunuz, çok çalışanlar o nispette havaya, sessizliğe, dinlenmeye muhtaçtır. Cuma gününü hava alma ve tatil günü yapmakla çok akıllıca bir iş yapmış oldunuz. Bu haftada bir günlük tatil hem sıhhatiniz için, ve hem de din gereği olarak lüzumludur. Biliyorsunuz ki şeriatta Cuma namazından maksat herkesin dükkânlarını kapayarak, işlerini bırakarak, bir araya toplanmaları ve İslamların genel meseleleri hakkında dertleşmeleri içindir.Cuma günü tatil yapmak, şeriatın da emri gereğidir. Bu kadar açık bir hakikati size her hangi bir kişinin, milletvekili olsun, ben olayım, hacı olsun, hoca olsun, bu yapılan şey dine aykırıdır demesi kadar küstahlık, dinsizlik, imansızlık olamaz.

Muhterem sanatârlar, aziz arakadaşlar;

Bizi yanlış yola sevk eden kötü kişiler, biliniz ki genellikle din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve temiz halkımızı, hep şeriat sözleriyle aidata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kılığı altındaki küfür ve melanetten gelmiştir.

Onlar her hayırlı hareketi dinle karşılarlar; halbuki elhamdülillah hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız. Artık bizim, dinin gereğini, dinin menettiğini öğrenmek için şundan bundan ders ve akıl hocalığına ihtiyacımız yoktur. Analarımızın, babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile, bize dinimizin esaslarını anlatmaya yeterlidir. Buna rağmen, hafta tatili dine aykırıdır gibi meseleler hakkında, sizi kandırmaya ve kaydırmaya çalışan kötü kişilere yüz vermeyin.

Milletimizin içinde hakiki, ciddi din adamları vardır. Milletimiz bu gibi din adamları ile iftihar eder, onlar milletin güvenine ve dindaşların itimadına mazhardırlar. Bu gibi din adamlarına gidin, bu efendi bize böyle diyor, siz ne diyorsunuz deyin, fakat genellikle buna da ihtiyaç yoktur, özellikle bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz.

Hangi şey ki, akla, mantığa, ulusun yararına, İslâmlığın menfaatine muvafıksa kimseye sormayın. O şey dindir. Eğer bizim dinimiz, aklın mantığın, kabul ettiği bir din olmasaydı, mükemmel olmazdı. Ve son din olmazdı.

Arkadaşlar,

Cemiyetinizi kuralı henüz bir yıl olmuş. Bir sene uzun bîr zaman değildir. Düşününüz ki bir seneyi de harp içinde geçirdiniz. Buna rağmen bir yıl içinde elde eriğiniz sonuçlardan memnun ve sevinçli olmalısınız. İnşallah savaş zaferle biter, sulh günleri gelecektir. Çalışmanızın ürünlerini asıl o zaman göreceksiniz. Yalnız gördüklerinizle yetinmeydim. Bu görgü bugün için yeterli değildir. Babalarımız, babalarımızın babalan, sanatla ulusa hayat ve mutluluk verecek alanda gerektiği kadar çalıştırılmamış, kendi evlerini, kendi işlerini bırakmışlar, yabancıların bekçiliğini yapmışlar. Halbuki bizi yok etmek isteyenler sanatın her dalında ileriye gitmiştir. Bu günkü tezgâhla, Amerika ve Avrupa'ya karşı savaşın sonu yenilgidir. Kendi derecemizi bilelim. Bize din de, Allah da, bunu emrediyor. Büyük dinimiz, çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kişiler, çağdaş olmayı, kâfir olmak sayıyorlar. Asıl kâfirlik onların bu görüşüdür. Bu yanlış yorumu yapanların amacı, İslamların kafirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın; hoca olmak, sarıkla değil, dimağ iledir. Bu gece, milletin gerçek tabakasından olan siz esnaf ve sanatkarlarla bir sofrada bulunmakla çok memnun ve mutluyum. Bu memnuniyet ve saadetim asıl siz sanatkârların ufak dükkanlarınız yerine muhteşem fabrikalar yapıldığını gördüğüm gün en gerçek ve en yüksek derecesini bulacaktır. Bir yıllık çalışmalarınız, yaptığınız teşkilât, bana bu sonucu sağlayacağınız güvencesini verdi. Şimdiden memnuniyetimi belirtirim."

BU KONU HAKKINDA YORUMLAR
   
   
   
   
   
   
   
   
   
 
www.adanadan.biz   Hakkımızda | Kullanım Koşulları |  Gizlilik Sözleşmesi  | Bize Ulaşın
 
© 2006, Birleşmiş Fikirler
[Fikir Tasarım Atölyesi]