Adana`da küçükbaş hayvancılık
 
 
 
 
   
  ADANA  
   
 
Kulaktan kulağa dolaşan Adana efsaneleri
Bir Mühendislik Harikası: Alman Köprüsü
Adana tarihinin zenginlikleri
Adananın İlçeleri
Kebap Adana`da yenir...
 
  LİNKLER  
 
Cebit 2013 Hannover Tur Programları
Domotex 2013 Hannover Tur Programları
EMO 2013 Hannover Tur Programları
DURU ELEKTRİK & MÜHENDİSLİK
KEŞAN HAZIR BETON
Makina Odası
Saros Körfezi
Baskılı Tişört Modelleri
Sanal Edirne Köprüsü
 
  Kizzuvatna Krallığı  

Kizzuwatna ülkesinin kendi kendi yazılı arşivlerinin bulunamamış olması ve edinlen bilgilerin Hitit kaynaklarına dayanması hem Adana hem Çukurova tarihinin tam olarak aydınlatılamamasına sebep olmaktadır.

Kizzuvatna Krallığı

Hititlerle aynı dönemde M.Ö 1650-1200 yıları arasında Çukurova ve yakın coğrafyasında kurulan Kizzuvatna Krallığı M.Ö 1400’lü yıllarda tamamıyla Hitit İmparatorluğuna bağlanmış ancak bu tarihten sonra da Kizzuvatna adı Hitit metinlerinde sıklıkla anılmaya devam etmiştir.

Hurri kökenli nüfusu yoğun olarak yaşadığı Kizzuvatna topraklarında Hurri halkının Tanrı ve Tanrıçalarına ait kült merkezleri bulunmaktaydı. Hurilerin Asyalı bir halk olduğu düşünülmektedir.

Hitit tarihinde Kizzuvatna dan ilk defa Milâttan Önce 1650 yılında bahsedilmektedir. Eski Hitit devletinin kalkınma devresine rastlayan bu zamanların sonuna doğru Hitit hükümdarı Telipinus Kizuvatna Kralı İşputahşu ile bir antlaşma imzalamıştır. İşputahşu'ya, Tarsus'ta Gözlükkule hafriyatından elde edilen mühür damgasından anlaşıldığı üzere Büyük Kral denmektedir.

Bu zamanlara ait bilgilerden Kizzuvatna'nın, İmparator Suppiluliuma'nın büyük babası II.Tudhaliyas zamanında (M. Ö. 1460-1440), yukarı Mezopotamya ovasına yayılacak kadar genişlemiş olduğu anlaşılmakta ve Torosların kuzeyinde, Lamas suyunun da batıda doğal sınırlarını oluşturduğu bu devlet Tudhaliya'nın Halpa (Halep) şehrini fethettiği  Hititler ile ittifak halinde olduğu anlaşılmaktadır.

Kizzuvatna bu galibiyetten faydalanmış ve Suriye hükümranlığı üzerinde Hititlerden bazı haklar elde ettiği gibi onlara ait bir kısım araziyi de topraklarına katmıştır. Böylece Hititler bir süreliğine de olsa Halpa'dan fiili olarak ayrılmış bulunmakla Kizzuvatna hem sınır komşusu olduğu Mitanni devletinin tehdidi altına girmiş ve İkinci Hattusilis zamanında da tehlikenin artışı onları tekrar Hititlerin dostluğunu aramaya yönlendirmiştir.

Milattan önce yaklaşık 1375-1365 yıllarında Suppiluliumas büyük Hitit İmparatorluğunu meydana getirirken Kral İkinci Sunassura'nın da Kizzuvatna'nın gücünü artırmış olduğu düşünülmektedir. Sunnassuras eski Hitit bağını reddetmiş  ve Suppiluliumas ile yeni bir anlaşma yapmıştır. Bu antlaşma Kizzuvatna'yı Hitit Konfederasyonunda bırakmakla beraber onun herhangi yabancı bir devletle politik ilişkilere girişmesini kabulleniyordu. Anlaşmanın bu hükmü Kizzuvatna'yı Hitit devletinin himayesindeki krallıklar arasında özel bir ayrıcalığa sahip kılmaktaydı. Kizzuvatna'nın bu özel durumu Arzava ve Mitanni ile ayni seviyede bulunmasını sağlamış ve hatta onların yıkılışından sonra da daha bir süre önemini koruma imkânını vermiştir.

Buna bağlı olarak Hititler Kizzuvatna'dan bazı kasabalar almışlardır ki, bunlar arasında önemli bir dinî merkez olan Kummanni (Komana) başta gelmektedir. Suppiluliumas buraya oğlu Telipinu'yu rahip yapmış ve şehrin manastırına hediyeler vererek kendinden önce gelen kralların adetlerini devam ettirmiştir.

Hurrilerin nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu Kizzuvatna ülkesinin Hititler açısından önemi, kültürel ve ticari ilişkilerin yoğunluğunun ileri düzeyde olmasıyla açıklanabilir.  Kültürel anlamda Hurri kültürünün ve dininin Hititlere aktarılmasında Kizzuvatna ülkesinin katkısı büyüktür. Hititlerce en önemli Tanrı olarak görülen Fırtına Tanrısı Teşup ve onun eşi olan bereketlilikle ilgili Tanrıça Hepat’ın Kizzuvatna ülkesinde tapınım merkezleri bulunması bile Kizzuwatna’nın Hitit kültürü üzerindeki etkisini göstermesi açısından dikkat çekicidir.

Ticari açıdan Kizzuvatna, sahip olduğu liman kentleri vasıtasıyla da Hititlerin denize açılmasının anahtarını elinde tutmaktaydı. Hitit metinlerinde Ura isminde bir Kizzuwatna liman kentinin adı geçmektedir ve söz konusu kentin Hitit ticareti açısından taşıdığı önem metinlerden açıkça anlaşılmaktadır.

Kizzuwatna ülkesinin en önemli yerleşim merkezleri Lawazantiya,  Kummanni, Tarşa, Adaniya ve Ura’dır.  Lawazantiya,  Kummanni yerleri konusunda fikirler bulunmakla beraber netlik yoktur.  Tarşa’nın Tarsus’taki Gözlükule höyüğü olduğu, burada Hitit kralı Telipinu ile anlaşma yapan Kizzuwatna kralı İşputahşu’ya ait bir mühür baskısının bulunmasından dolayı kesin olarak bilinmektedir. Adaniya ve Ura’nın konumu ise hala tartışmalıdır.

Adana’daki Tepebağ höyüğünün eski Adaniya kenti olabileceğini düşünülmektedir. Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr Serdar Girginer, Hitit çağında Kizzuvatna ülkesinin yer aldığı Çukurova’da yaptığı arkeolojik çalışmalar neticesinde Adana’daki Tepebağ höyüğünün eski Adaniya kenti olabileceğini ileri sürmektedir.

Sonuç olarak Kizzuvatna'nın Adana açısından önemi, Çukurova'nın güney orta kısımlarına Adaniya memleketi denmesi ve dolayısıyla Adana şehrinin Milattan önce 1650 tarihlerinde kendisinden isim aldıracak kadar önem taşımış olmasından kaynaklanmaktadır.

BU KONU HAKKINDA YORUMLAR
   
   
   
   
   
 
www.adanadan.biz   Hakkımızda | Kullanım Koşulları |  Gizlilik Sözleşmesi  | Bize Ulaşın
 
© 2006, Birleşmiş Fikirler
[Fikir Tasarım Atölyesi]